KirpiGibi Öykü "BANDIRMA" Selçuk Karadağ Yazdı

KirpiGibi Öykü "BANDIRMA" Selçuk Karadağ Yazdı
  Selçuk KARADAĞ 
 
BANDIRMA
 
O adımları unutamıyorum, güverteme basılan o adımları unutamıyorum ve hiçbir zaman unutmayacağım. Bir milletin kurtuluşuna giden köprüydü o ayak sesleri…
 
İlk ismim Torocoderto, aslen İskoç’um. 1878 yılında Glasgow’da bir gemi tezgahında 21 sıra numarası ile yapıldım.  Burada beş yıl kadar çalıştıktan sonra, Yunanistan’da bir şirkete satıldım. Adımı “Kymi” olarak değiştirdiler. Adım Eğriboz yakınlarında bir kasabadan geliyormuş.
 
12 Aralık 1891 benim için acı bir tarihtir. Ben bu tarihte battım. Sahiplerim yine de bir şekilde beni çıkartıp, tamir ettirip, yüzdürmeyi başardılar. Bundan sonra ise kaderim beni İstanbul’a getirdi. Son ismimi ise burada aldım; “Panderma” sizin bildiğiniz ismimle “Bandırma”.
 
Denizcilerin anlattıkları kadarıyla büyük bir savaş olmuş; savaş Osmanlı’nın yenilmesi ile sonuçlanmış, Ben her zaman dalgaların üzerinde giderken insanların konuşmalarını dinlemeyi sevmişimdir. Masal gibi gelmiştir hep insanların çıkar mücadelesi için birbirlerini öldürmeleri. Bir yanım inanamaz buna ama sonra insanları düşünürüm uzun uzun, beni kullanmış, güverteme basmış, limanda yanımdan geçmiş insanları. Bir dünya var kocaman; neyi paylaşamadıklarını düşünürüm hep. Bir de korkarım dalgalardan, korkarım çünkü bir kez battım.
 
Kaptan İsmail Hakkı Bey geldi, dedi ki birkaç güne Samsun’a yol alacağız. İkinci Kaptan Üsküdarlı Tahsin, İsmail Hakkı Kaptan’a ‘’Aman efendim neden Samsun? Derler ki orada yağmacılar varmış, başımıza bir şey gelmesin?’’ Yok dedi kaptan yanımızda bir Osmanlı subayı olacak, herkesin güvendiği sevdiği bir subay, yanımızda o varken bir şey olmaz merak etme.  İkinci kaptan sordu, ‘’İngilizler izin verecek mi peki gitmemize?’’  İsmail Hakkı Bey gülümsedi; ‘’Merak eyleme, rotayı değiştirdik, kıyıya yakın seyir edeceğiz. Hem görev verildi artık geri dönüşü olmaz. ‘’
 
Bunları duyduğumda merak etmeye başladım o subayı, hem de şaşırdım doğrusu. Yıllardır insanları dinlerim. İçimden sordum, insan, insana güvenir miydi hiç? Dışımdan bacam bağırdı bekle bir görelim der gibi.
 
Hazırlıklar başladı; hem beni güçlendirmek için hem de misafirlerimi rahat ettirmek için. Ben ise merak ediyordum, hiç bu kıyılardan ayrılmamış bir gemi olarak hep anlatılan Karadeniz’in hırçın suları nasıldı acaba, bir yandan da daha önce battığım için korkuyordum.
 
O adımları unutamıyorum, güverteme basılan o adımları unutamıyorum ve hiçbir zaman unutmayacağım. Bir süre Kız Kulesi’ni izledim açıktan ve bir sevgilinin diğer sevgiliye anlattığı o derin hikayesini. Şu bahsettikleri Subay, Mirliva Mustafa Kemal güverteme 16 Mayıs 1919 tarihinde çıktı. Dediler ki hava fırtınalı olacak. Dedim ki içimden; adama Yıldırım Orduları komutanı deniyor, dinler mi fırtınayı. Bacam seslendi dışından hazırlanın yola çıkıyoruz.
 
İzlemeye başladım Mustafa Kemal dedikleri şu adamı, önce gözleri çekti dikkatimi; gözleri üstünde yüzdüğüm her denizden daha maviydi, yüzündeki ifade gördüğüm her kaptandan daha düşünceli, verdiği güven tanıdığım en deneyimli gemi adamından daha fazlaydı. Üç gün izleme şansı buldum, yaptığı görüşmeleri, önüne açtığı haritaları hatta okuduğu kitapları. Onunla okudum ben de onunla öğrendim.
 
18 Mayıs 1919 tarihinde kısa süreliğine Sinop denen bir yere uğradık. Bir süre görüştüler burada. Daha sonra ortak kararları kara yolunun deniz yolundan daha çetin, daha zor, daha meşakatli olacağıydı. Dedim kendi kendime Bandırma daha yolun var. Bacam sevinçle dışarıya dedi ki daha yolumuz var.
 
19 Mayıs 1919’da sabah saatlerinde Göreleli Ali Oğlu Basri bağırdı kara göründü diye. İçimi bir hüzün kapladı. Bu Subayın okuduklarına yarenlik edemeyecektim artık, konuşmalarını dinleyemeyecektim.
 
Güverteme adım attıkları o günü unutamam; o günü, umudun rota olarak belirlenerek, denize yelken açtığım günü. Mustafa Kemal’i sonradan verilen soyismi ile Atatürk’ü ve kurmaylarını ve er, erbaşları ve müşaviri ve katipleri ve benden sorumlu personeli unutmayacağım.
 
1925 yılında söküldüm. Gövdem, Sevr anlaşması sonucu, Anadolu gibi parçalandı ama ben kaldım, adım  kaldı.  Ben Torocoderto adıyla üretildim, 21 idi sıra numaram, bir Mayıs günü Bandırma adıyla yeniden doğdum, Cumhuriyet yaşadıkça da Atatürk’ün adıyla yaşayacağım.

 

 
 
 
 
Selçuk Karadağ'ın Diğer Yazıları
 

0 YORUMLAR

    Bu KONUYA henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz...
YORUM YAZ